Join for FREE | Take the Tour Lost Password?

deviantART

 
About Me Official Beta Tester General Poet cilDIRINFemale/Turkey Recent Activity Deviant for 10 Months
3 Week Premium Membership
Statistics 97 Deviations
830 Comments
6,666 Pageviews

T h e P a s t

Her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
Allah’a inanmaktır.

rosa

...

zambaklar en ıssız yerlerde açar
ve vardır her vahşi çiçekte gurur
bir mumun ardında bekleyen rüzgar
ışıksız ruhunu sallar da durur
zambaklar en ıssız yerlerde açar

***

ellerin ellerin ve parmakların
bir nar çiçeğini eziyor gibi
ellerinde belli olur bir kadın
denizin dibinde geziyor gibi
ellerin ellerin ve parmakların

...

karakoç

K A R A K O C

Journal Entry: Mon Nov 23, 2009, 1:28 PM
Gallery
Favourites





LEYLA KOSESI

Bir de bakalim Leyla kosesinden
Askin kadin adli penceresinden
Birakmisti kendini yazilmis olana
Susmak ve konusmamak denen cana
Evlenmisti ve gorunuste mutlu
Simdiden memnun ve gelecekten umutlu
Fakat bir eksiklik ufacik bir nokta
Kalbi kurcaliyordu hala
Mecnun ne olmustu neredeydi
Nasildi ne yapiyordu hali neydi
Geceleri los golgeler arasinda
Kum tepelerinde ay yarasinda
Mecnuna benzeyen hayaller olurdu
Bu anlarda sanki kalbi dururdu
Bitmis olan bir daha mi baslayacak
Ne care baslayan baslamamis
Bitmis bitmemis olacak
Gibi gelirdi Ona
Urkuntu gecmis ama erememisti huzura
Karanlik bitmis fakat erememisti huzura
Ay tutulmus tutulmus kurtulmustu
Gonlu zaman zaman tutmustu mustu
Gun kirmisti siyah cercevesini
Yarmisti isikta otesini berisini
Baskin korkusuyla urperen cadirlarin
Bugun duzen ve guven, ama yarin!!
Yarina bir guvence olmayan
Neye yarar boyle bir simdiki zaman
Aciyla da olsa dopdolu olan hayat
Bosalmisti zemberegi bosalmis bir saat
Gibi. Donmustu bombos bir kagida
Agizdaki tad benzemiyor eski tada
Irmak kurumus ruzgar esmiyor
Yakici gunesi bir parcacik bulut ortmuyor
Arzu ve korku iki karanlik duygu
Yureginde birbirini kogalayip duruyordu
Ya bir gun geri donerse Mecnun
Yine altust olursa ortalik butun
Daha mi iyi olur daha mi kotu bilmiyordu
Bir umut vardi gonlunde eksilmiyordu
Sonra kiziyordu kendine kiniyordu kendini
Kapamak istiyordu icinde eskinin kepengini
Eski oldu diyelim ama neydi yeni
Ve nasil eskitmeli eskimiyeni
Nasil oldurmeli olmeyeni
Nasil diri sayarsin olu olani
Eski bir zehirdi belki ama yeni
Andiriyordu tatsiz tuzsuz bir yemegi
Beklemek neyi bekledigini bilmeden
Gun gunu ay ayi kogalarken
Beklemek bir vaktin dolusunu
Oc alan kaderin zalim oyunu
Her sey akilla kurulu akilla duzgun
Ama aklin icinde olamali baharat gibi
Bir parca delilik
Oysa mecnun almis butun deliligi gitmis
Kupkuru bir hayat kalmis ve adeta oyun bitmis
Arzulanan zenginlik, at kumas ve ziyafet
Yetmez olur insana bir gun elbet
Insan hep birsey umar bekler
Ne oldugunu bilmez fakat
Fakat sonradan duruldu Leyla
Tevekkulle huzuru buldu Leyla
Ruhta kopan firtinalar dindi
Gokten gonle sukunet indi
Anladi ki aci tatli soguk sicak
Gecmis ve gelecek ayrilmak ve kavusmak
Hep ayni varolusun donusumleri
Aydinlanislari ve sonusumleri
Her sey havada doner durur
Sonunda Tanri varliginda yok olur
Ruh hurdur vucut esir
Ruh baldir beden zehir
Ruh hurdur Tanri askiyla
Bagli degil yer ve zaman kaydiyla
Farketmez gelse gelmese Kays (Mecnun) Ona
Gitse gitmese Ona Leyla
Tanri katinda bulusmuslardir
Hakikat yurduna kavusmuslardir.


*****




YAGMUR DUASI

Ben geldim geleli açmadi gökler
Ya ben bulutlari anlamiyorum
Ya bulutlar benden birsey bekler
Hayat bir ölümdür ask bir uçurum
Ben geldim geleli açmadi gökler

Bir yagmur bilirim bir de kaldirim
Biri damla damla alnima düser
Digerinde durup göge bakarim
Ne sehir ne deniz kokan gemiler
Bir yagmur bilirim bir de kaldirim

Nedense aldanmis bir gece annem
Bir kadin gömlegi giydirmis bana
Iste vuramadi gökler bana gem
Dinmedi içimde kopan firtina
Nedense aldanmis ilk gece annem

Biri çikmis gibi bos bir mezardan
Ortalikta ölüm sessizligi var
Bana ne geldiyse geldi yukardan
Bana ne yaptiysa yapti bulutlar
Biri çikmis gibi bos bir mezardan

Iyi ki bilmiyor kalabaliklar
Yagmura bakmayi cam arkasindan
Insandan insana sükür ki fark var
Birine cennetse birine zindan
Iyi ki bilmiyor kalabaliklar

Yagmur duasina çiksaydik dostlar
Bulutlar yarilir gökler açardi
Simdi ne ihtimal ne de imkan var
Göge hükmetmekten kolay ne vardi
Yagmur duasina çiksaydik dostlar

Ben geldim geleli açmadi gökler
Ya ben bulutlari anlamiyorum
Ya bulutlar benden birsey bekler
Hayat bir ölümdür ask bir uçurum


*****



(13 yaşımda duyduğumda bu şiiri bu nasıl bir anlatımdır demiştim...Anlayamamıştım ama muhteşemdi)

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz
İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler
Bunu bana öğretmediniz
Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmez ki birini patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini
nasıl sileceğimi öğretmediniz

Bir kentten daha geçtim
Buğdayları yakıyorlardı
Yedikleri pirinçti
Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı
Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı
Pirinçler gibi çoğalıyorlardı
Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum
Ö.pü.p çıkı.p gittim yelelerini


*****







[link]



[link]

( 17 yaşımda defterime yazılan mona rozanın benim için en güzel bölümüdür bu mısralar.hala o el yazısı sahibi olmasa da duru defterimde capcanlı yazan elin sahibine inat.Ve sonrasında ezberlediğim 2. en güzel ve en uzun şiirdir.Karakoç rozanın güzelliğinde dem vururken dış çirkinliğini kapatmak istercesine sergiler kalbinin en nadide yamaçlarını Muazzezin gülücük dağıtan vurdumduymaz güzel kız tavırlarına.Ama bilmez ki Rozadan daha güzel Karakoç )




Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallar da durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçegini eziyor gibi...
Ellerinden belli olur bir kadın.
Denizin dibinde geziyor gibi,
Ellerin, ellerin ve parmakların.



*****


Sehrazat

Sen gecenin gündüzün disinda
Sen kalbin atisinda kanin akisinda
Sen Sehrazat bir lamba bir hükümdar bakisinda
Bir ölüm kusunun feryadini duyarsin

Sen bir rüya geceleyin gündüzün
Sen bir yagmur ince hazin
Sen sarkilarca büyük hüzün
Sen yolunu kaybeden yolcularin üstüne
Bir ömür boyu yagan bir ömür boyu karsin

Sen merhamet sen rüzgar sen tiril tiril kadin
Sen bir mahser içinde en aziz yalnizligi yasadin
Sen basini çeviren cellatbasinin güne
Sen öyle ki sen diye diye seni anliyamayiz
Sehrazat ah Sehrazat Sehrazat
Sen sevgili sen can sen yarsin



*****








Doktor bir kavisim var bir kavisim var
Geçen günden beri bir kavisim var
Ondan bir akinti midir yarasalar
Bir kavis önünde linç mi demek kurtarilacak bir kent ki
Yesil bir toprak selameti
Bir kabrin bir cihanlik cömertligi cesareti
Kitaplardan kitaplara
Atilarak erisilmis bir saygi saati
Bir kiragi yapraginda son direnis çiçekleri
Ölen bir hristiyanda bir yahudi zambak sesi
Çarsilarin boslugunda ben bir eski çesme yasi
Affedersiniz doktor siz süryani misiniz
(Hayir ben süryani degilim ama arkadasim süryani)

Ben çok incil gördüm çikmamis boyalari
Biraz daha gerilmis yazildigi ceylan derisi
Ama silinmis ölüme karsi dayatan
Lazari ayaga kaldiran mustu defnesi
Bütün defneleri kirdik bir güveç nesesi
Firinlar açildi narlar kurudu
Kuyu destik sular çekildi
Dog ey kuyruklu yildizi ülker kümesi
Bilirim en çorak topragin bile var bir kehaneti
Bir kerameti
Bir gelecek zaman ticareti
Demet demet mustulari
Demet demet nimetleri
Doktor siz süryani misiniz
Yani eski bir süryani
(Hayir ben süryani degilim ama arkadasim süryani)

Bilirim bilirim incilden yola çiktiniz
Ama yolu çabuk sasirdiniz
Incilden kendinize bir seyler katacaginiza
Kendinizden incile çok seyler kattiniz
Sevdiniz öyle sevdiniz ki sevdiginizi tutup mermere islediniz
Ama sonra tutup mermere taptiniz
Mermeri kadeh kadeh
Bir alacakaranlik gibi içtiniz
Sonra kustunuz mermeri
Çaglarca kustunuz mermeri
Ey mermer kusan irk
Ey oruçsuz tiyatro
Acikmis iftarsiz acikmislar
Günesten baska ne bulmussa yemis olanlar
Doguya hücum demek doguya hücum var
Iste size bir kent ki
Yanlis yanan bir linç ampulünden
Size essiz bir sölen var
Kemiklerimin isiklarindan
Iyi sanat dogrusu misyonerlik
Doktorluk gibi doktor
(Hayir ben süryani degilim ama bir arkadasim var)

*
Siz çin diyorsunuz anliyorum
Bir pirinç hastaligi falan
Geçiyorsunuz da bengisulardan
Bir hizir hizarindan
Bir tabut pinarindan
Gözümün hastaligindan
Nasil ki Meryem de bir çocuk sezmisti Cebrail sularindan
Nasil ki yesil sancaklar inmisti bir gün Diyarbekir surlarindan
Kurtariyordunuz beni
Bana bir gemi gibi yaklasan
Üsküdar aksamlarindan
Fatih camii gibi aydinliktiniz
Bir fakir ölüsü kadar sessiz ve sade
Sagimda kirgin solumda çilgin
Önümde Yakup Yusuf ve Ishaktiniz
Arkada kaynak sular kadar berraktiniz
Dün aksam üzeri günesi siz batirdiniz
Baskasi degil doktor günesi siz batirdiniz
Ama inandim ki doktorsunuz degilsiniz süryani
Doktorsunuz doktordan baska birsey degilsiniz yani










not: Benim elimden ancak bu kadar geldi...yorum katmak bile nafile...

not 2: Ziyaret ettiğiniz ve buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler.(baş kısımları atlayp son kısmı okuyanlar hariç )))

  • Mood: Anguish
  • Listening to: tik tak
  • Reading: .
  • Watching: .
  • Playing: .
  • Eating: .
  • Drinking: .

Journal History

Comments


Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner
Hidden by Owner

Site Map